Doğumdan sonra fazla kilolarınızdan nasıl kurtulabilirsiniz?

Bebeğim beslensin mantığıyla aldığınız kilolar doğum sonrasında sizi iyice rahatsız etmeye başlar. Çünkü amacınıza ulaşmış; bebeğinizi dünyaya getirmişsiniz. Geriye kalan, fazla kilolarınızdan nasıl kurtulacağınız. Ancak doğum sonrasında (eğer emzirmenize bir mani yoksa) en az altı ay bebeğinizi emzireceğinizden beslenmenizdeki ayarlamaları bu koşula göre yapmalısınız* diyen Korkmaz, bebeği emzirmenin kilo vermenizi kolaylaştıran en etkili yöntem olduğunu vurguluyor. “Çünkü emzirme sırasında bazal metabolizma hızı denilen vücudun harcadığı enerji, normal dönemden daha fazla. Bu nedenle, bu dönemde uygulanan sağlıklı bir beslenme programı ile hem kilo vermek kolaylaşıyor hem de bebeğinizi daha kaliteli sütle beslemiş oluyorsunuz” diyerek durumu açıklıyor. Korkmaz’dan beslenmeyle ilgili yol gösterici maddeler saymasını istediğimde 11 maddelik bir liste sayıyor.

Kalorilere dikkat!
Şu anda her lokmanız bir zamanlar içinizde gelişmekte olan bebeğinizle paylaştığınız kadar önemli olmasa da, besin seçiminiz süt kaliteniz açısından önem taşıyor, özellikle yeni bir anne olarak çok daha fazla enerjiye ihtiyacınız olacak. Bu nedenle eğer emziriyorsaruz hamilelik öncesi ağırlığınızı korumak için almanız gereken kalori miktarına günde 400 ile 500 ekstra kalori eklemeniz gerekiyor.

Proteinler, beslenmenin yapı taşları
Hamileliğiniz boyunca aldığınız proteinler, yavrunuz henüz bir embriyo iken onu sağlıklı bir bebeğe dönüştürmekiçin gerekli olan hücrelerin meydana gelmesini sağlayacak oluşumda en büyük görevi üstlendi. Şimdi ise, yeterli ve dengeli bir beslenme uygulamak için proteinlere İhtiyacınız var. Enerjinin yüzde 15′i proteinlerden gelmeli. Et, tavuk, balık, yumurta ve/ kuru baklagiller, protein zengini olan besinler. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengin.

Kalsiyum; gelecek için önemli
Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşıla¬mak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biri. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacak. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanlan tercih edebilirsiniz.

Doğal vitamin kaynakları sebze ve meyveler
Meyve ve sebzelerde hayati önem taşıyan vitaminler ve mineraller bulunur. Her öğünde mutlaka sebze ve meyve tüketmeye çalışın. Pişirme şekli vitamin ve mineral içerikleri üzerinde etkili. Bu nedenle sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde çiğden olacak şekilde pişirilmeli.

Demir açığınızı mutlaka telafi edin
Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına, çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılıyor. Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi’ gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmeli. Yiyeceklerle beraber alman demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini artırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacak. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.
Folik asidi ihmal etmeyin
Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor.

Yağlardan uzak durun
Enerjinin yüzde 30′u bu gruptan sağlanmalı, özellikle n-3, n-6 ve n-9 yağ asitleri örüntülerine dikkat edilmeli, n-3 yağ asitleri deniz ürünleri özellikle yağlı balıklarda (somon, uskumru), soya yağı, kanola yağı, yumurta şansı ve anne sütünde bulunuyor. n-6 yağ asidi; soya yağı, ayçiçek ve mısırözü yağında bulunmakta, n-9 yağ asidi ise fındık ve zeytinyağında var.

İyotlu tuz dostunuz
Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Çünkü hamilelikte görülen iyot eksikliği düşük, ölü doğum ve bebek ölümlerinde artmaya neden olurken, bebeklerde zeka geriliğine, sağırlık ve cüceliğe neden oluyor. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli olacak. Tuzu, kapalı ve ışık almayan yerde saklayınız.

Bol bol sıvı tüketin
Emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösterin. Bu miktar sıvının tamamını su ile tamamla¬yabilirsiniz. Hazır meyve sulan ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meyve sularını da tercih edebilirsiniz.

Vitamin takviyesi gerekebilir
Emzirme dönemi içerisinde doktor tavsiyesi ile ek vitamin takviyesi alınabilir. Bu noktada sebze-meyvede bulunan doğal vitaminlerden daha fazla yararlanabilmek için meyve suları sıkıldıktan sonra yarım saat içinde tüketilmeli. Salata yapar¬ken mümkün olduğu kadar az bıçak ile işlem uygulanmasına dikkat edilebilir. Ayrıca salatanın limonu yemeden hemen önce sıkılmalı.

Enerji için karbonhidrat tüketin
Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin yüzde 55-60′ını karbonhidratlardan sağlamanız gerekiyor. Bu¬rada dikkat edilecek nokta şeker gibi basit karbonhidrat yerine pilav, makarna, patates, ekmek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmeli. Kilo kontrolü sağlamak ağsından iyi olacaktır.

Aşk için zayıflayın

Ruh halinizi düzeltecek, huzursuzluk ve stresten uzaklaşmanızı sağlayacak koşu, ağırlık gibi terleten her türlü egzersiz, sizi hayatınızın aşkına hazırlayacak.

Seks dürtünüzü yükseklere çıkarın

Egzersiz yapmak cinsel isteklerinizi arttırır. Her iki cinste de, egzersiz yapılmasıyla yükselen testosteron hormonu seviyesi libidonun artmasını sağlıyor. En ideal testosteron destekleyicisinin ağırlık çalışmak olduğu belirlendi. Spor yapmak aynı zamanda stresi azalttığından ve insanın hayata daha pozitif bakmasını sağladığından cinsel arayışların artmasını sağlıyor. Spor salonlarında harcadığınız vakit; daha havalı, hareketli ve esnek olmanızı ve yeni pozisyon arayışlarına girmenizi sağlayacaktır.

İmajınızı canlandırın

İdeal cinselliği yaşamanın tek engeli vücut imajıdır. Kadınların çoğu, kendini şişman hissediyor. Zayıf kadınlar bile, vücutlarını olduğu gibi göremiyorlar. Uzmanlar, şişman olmanın ve şişman hissetmenin farklı iki şey olduğunu söylüyor ve kadınlara cinsel durgunluklarından kurtulabilmeleri için spor yapmayı tavsiye ediyor.

Fazla kilolu olmasanız da spor yapmak, vücudunuzla temas halinde olmanızı, daha iyi ve güçlü hissetmenizi ve tedirginliklerinizi azaltmanızı sağlar. Vücudunuza güvenmeye başladığınızda sizinle ilgilenenlerin sayısı artacaktır.

Sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurun

Spor yapmanın verdiği pozitif enerji sadece kendinizi iyi hissetmenizi değil, çevrenizdeki insanlara daha olumlu yaklaşmanızı ve ilişkilerinizde daha iyi diyaloglar kurmanızı sağlar. Spor yapmak, ilişkilerde kendimizi daha güvende hissetmemize yardımcı olur.

Uzmanlar, egzersiz yapan kadınların ayrılıklardan daha az etkilendiğini söylüyor. Çünkü spor yapmamanın verdiği güvensizlik insanı daha kıskanç ve sorunlu olmaya itiyor. Daha sağlıklı ve güçlü ilişkileri kurmanın sırrı, egzersizin verdiği pozitif enerjinin kendimize olan güvenimizi arttırmasında yatıyor.

Terle gelen bağlılık

Uzmanlar, birlikte yapılan egzersizin bir çiftin arasındaki bağları güçlendirdiğini söylüyor. Vücudunuzu geliştirmek için başladığınız egzersizler, partnerinizle aranızdaki bağında derinleşmesini sağlıyor.

Sevdiğiniz insanla birlikte egzersiz yapmak, birlikte planlar yaptığınızı, amaçlar belirlediğinizi ve sorumluluklarınızı pekiştirdiğinizi gösteriyor. Partnerinizin sizinle ilgilenmesini sağlayacak ve sizin ilgi çekici olmanızı sağlayacak güç, egzersizle birlikte geliyor.

Spor yapmak çarşaf altındaki zamanınızı olumsuz etkiler mi?

Saatlerce süren egzersizlerin sosyal ve aşk hayatınızı etkileyeceğinden mi korkuyorsunuz? Kaygılanmayın! Psikolojik faydalar sağlayan egzersiz çok fazla zamanınızı almaz. Araştırmalar, her gün yapılan 10 dakikalık egzersizin bile, ruh halinize acayip etkileri olduğunu kanıtlıyor. Kendinizi iyi hissetmeniz için saatlerinizi harcamanız veya spesifik bir spor yapmanız gerekmiyor. Size faydalı olduğunu düşündüğünüz sporu bularak, her gün düzenli olarak egzersiz yapmanız yetiyor.

Diğerlerini de etkileyin

Araştırmalar, spor yapan insanların televizyon karşısında vakit öldüren insanlar yerine kendileri gibi sağlıklı ve bakımlı insanlarla arkadaşlık kurmayı tercih ettiğini gösteriyor. Egzersize vakit ayırmamak, insanı daha negatif ve depresif bir hale getiriyor.

İnsanlar, kendilerini seven ve güvenen kişilerle vakit geçirmeyi seviyor. İnsanların aşk hayatında daha güvenli olmalarını sağlayan egzersizler, reddedilmeye karşı korkuların azalmasını da sağlıyor.

Çay mı kahve mi?

Çay ve kahve en çok tüketilen içecekler arasında. Hatta bazen sudan fazla çay-kahve içiyoruz. Acaba bu kadar çok tüketilen içeceklerin zararları ve faydaları neler? Bilmeden vücudumuzu koruyor muyuz yoksa zarar mı veriyoruz? Peki, hangisi diğerinden daha faydalı?. İşte cevabı:

Çayda daha fazla antioksidan vardır.

Kalp krizi, diyabet ve kanser gibi hastalıkların oluşmasına sebep olan serbest radikaller antioksidanlar tarafından etkisiz hale getirilirler. Bu nedenle çay içmek vücudu bu tür hastalıklardan korur.

Kahvede daha fazla kafein bulunur.

Fazla miktarda kafein tüketildiğinde kan basınıcı normal değerlerin üzerine çıkar. Günde en fazla 4 bardak kahve içelebilirken, çayın kafein oranı daha düşük olduğundan kahveye göre çok daha fazla tüketilebilir.

Çay kalp hastalıklarını ve hipertansiyonu engeller.

Çay kahvenin aksine damarlaları gevşeterek kolestrolü düşürür ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltır. Ayrıca damarların gevşemesi ile hiper (yüksek) tansiyon hastalarının kan basınçları normal seviyelerine iner.

Çay kemikleri güçlendirir.

Yapılan araştırmalar düzenli olarak çay tüketenlerin kemiklerinin nadiren çay içenlere göre daha güçlü olduğunu gösteriyor.

Kahve iştahı azaltır.

Kahve iştahı keserek diyet programınıza uymanızı sağlar. Böylelikle daha kolay kilo verirsiniz.

Çay metabolizmayı hızlandırır.

Çay metabolizmayı hızlandırarak daha fazla kalori ve yağ yakılmasını sağlar.

Çay enflamasyonu (iltihabı) tedavi eder.

Özellikle idrar yolları ve deri iltihaplanmarı çay içerek tedavi edilebilir.

Kahve ağrı kesicilerin daha tesirli olmalarını sağlar.

En yaygın 10 diyet destekleyici

Coenzim Q 10: Hücre zarı için vazgeçilmez bir unsur olan, hücre içi fonksiyonlarda önemli görevi üstlenen, enerji üretimi için önemli kofaktördür. Sıklıkla kardiyak hastalıklar, diyabet, hipertansiyon ve kas distrofisi gibi hastalıklarda kullanılır. Bugün sadece kalp hastalıklarında tedavi edici etkisi olduğu bilinirken, diğer hastalıklarda sağlığı destekleyici etkisinin olabileceği ancak tedavi hakkında hazırda bilgilerin olmadığı bildirilmektedir. Coenzim Q 10’un iştah kaybı, diyare, gastirit gibi ters etkileri bulunmaktadır. Günde 300 mg’ın üzerinde kullanmak karaciğer fonksiyon testlerinden serum aminotransferazları yükseltmektedir. Ayrıca kanın pıhtılaşma süresini düşürdüğü bilinmektedir.

Dehidroepiandresteron: Daha çok performans arttırıcı etki olarak kullanılan adrenal korteksten salgılanan bir hormon öncüsüdür. Ancak kadınlarda hepatite, erkeklerde prostat kansere, kadınlarda endometrial ve meme kanserine neden olduğu bildirilmiştir. Genç atletlerde kan lipidlerini yükselttiği, karaciğer problemlerine ve testislerde hipertrofiye neden olduğu bulunmuştur.

Ginseng: Çin ve Kore’de iyileştirmede kullanılan ‘Panax’ bitkisinden elde edilen ve dünyada çok popüler olarak bilinen üründür. Güçlü afrodizyak olduğu kabul edilmektedir. Stresin kaybolmasına, genel yaşamda yenilenmeye ve vücut fonksiyonlarının güçlendirdiğine inanılmaktadır. Bugüne kadar ‘Panax’ etken maddeli ginseng için tehlikeli bir durum rapor edilmemiştir. Çok sınırlı sayıda çok geçerliliği kabul edilememekle birlikte hipertansiyon, sinir sistemi bozukluklarıve diyare gibi sonuçlar olabileceği yönünde çalışmalar bulunmaktadır.

Gingko: Ginko biloba Çin’de Alzheimer demans tipinde, periferal vasküler hastalıklarda ve kognotif fonksiyon bozukluklarında tedavi edici olarak kullanılmaktadır. İçerdiği flavanoidler sayesinde bu fonksiyonları sağladığı bildirilmektedir. Yakın zamanda yapılan çalışmalar orta demansa (unutkanlık) sahip olan hastalarda ginkgo biloba desteği ile mental fonksiyonlarda düzelme olduğu yönündedir. Ancak aspirin ile birlikte kullanımlarda oküler hemoraji oluşmaktadır. Kalp hastalığı olup aspirin alan bireylerde kesinlikle kullanılmamalıdır.

Kava: Ülkemizde değişik adlarda destekleyici olarak kullanılmaktadır. Endişe, kuruntu gibi psikolojik sorunları çözücü, sedatif (yatıştırıcı) etkisi nedeniyle kullanılan üründür. Diyetlerde oluşabilecek sıkıntıları gidermek amacıyla kullanılmaktadır. Ancak İsviçre ve Almanya’da kullanan kişilerde karaciğer harabiyeti yarattığı hatta Alman 3 hastada karaciğer transplantasyonu gerektiren harabiyete kadar giden sorunların oluştuğu, bir hastanın da öldüğü rapor edilmiştir.

Ma Huang: Etken maddesine göre preperat adları değişmektedir. Ülkemizde efedrin olarak bilinmektedir. Kan basıncını düşürmede, santral sinir sistemi iyileşmesinde, kalp atım hızının arttırılmasında kullanılmaktadır. Genellikle kilo veriminin hızlandırılması için sıklıkla kullanılmaktadır. Çünkü Ma Huang iştahın kaybolması, metabolizmanın hızlanmasını sağlamakta ancak kan basıncını arttırdığı ve kalp krizine veya kalp harabiyetine neden olduğu için kullanımın güvenirliliği açısından soru işaretleri bulunmaktadır. Ayrıca, baş dönmesi, mide bulantısı, dikkat kaybı ve aneroksiya en önemli yan etkileridir. FDA efedrin içeren hiçbir maddenin kullanılmaması gerektiği yönünde insanları uyarmamız gerektiğini bildirmiştir.

Melatonin: Seratonin nörotransmitterini uyaran doğal bir üründür. Genelde çok az melatonin desteğinin Jet lag, uyku bozukluklarında etkin olabileceği düşünülmektedir. Ancak melatoninin depresyon ve mide bulantısına neden olduğu bildirilmiştir.

Chromium Picolinate: Piyasada daha çok yağ yakıcı, kas kitlesini arttırıcı, kan şekeri kontrolünü sağlayıcı ve daha da önemli olarak kandaki yağ seviyesini azaltıcı etkilerinin olduğu sanılmaktadır. Bazı kanıtlar insüline bağımlı olmayan şeker hastalığında hiperglisemiden koruduğu gösterilmiştir. Yalnız vücuttaki yağ oksidasyonunu ve yağ yıkımını nasıl bir mekanizma ile tetiklediği bilinmemektedir. Günümüzde toksik etkisi gösterilememiştir.

Fish oil (Balık yağı): Balık yağı içerisinde yüksek miktarda vücudün sentez edemediği EPA ve DHA adında yağ asidini içeren bir üründür. Kalp hastalıklarında kanda trigliserit adındaki yağ çeşidini % 30 kadar azaltarak kanın akışkanlığının artmasını sağlamaktadır. 3 aydan uzun süreli kullanımlarda römotoid artiritli hastalarda eklemlerde yumuşama, sabah uyanırken kuvvetin azalması gözlenmektedir.

Konjuge Linoleik Asit: Evening primrose oil, borage oil, black currant oil olarak piyasada bilinmektedir.) Römotoid artirit ve premenstural sendromun tedavisinde kullanılmaktadır. Antidepresan kullananlar ve antikuogulan gibi kan akışkanlığını sağlayan ilaçların kullanımında ilacın biyoyararlılığını azaltmaktadır. Özellikle bu ürün ile hapatotoksisite yaratan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır.

L-Carnitine: Vücudumuzda yapılan hücrenin enerji ocaklarına uzun zincirli yağ asitlerinin taşımasını sağlayan maddedir. Eğer metabolik bir sorun veya hastalık yoksa dışarıdan destek olarak almaya gerek duyulmaz. Bu hastalık tabloları karnitin eksikliği, uzun zincirli yağ asidi transport bozukluğu vb… Yüksek doz karnitin alımı diyare ve mide bulantısına neden olmaktadır.

Fitosteroller: Bunlara bitkisel kimyasallar denilebilir. Kandaki kolesterolün düşürülmesinde çok iyi sonuç vermektedir. Ancak serum kolesterolünü nasıl düşürdüğü tam açıklanamamıştır. Bilinen yan etkisi bulunmamaktadır.

Soya proteini ve isoflavanoidler: İçerdiği bitkisel kimyasallar ile kan kolesterolünü düşürmekte, kadınlarda meme kanserine karşı korumakta, menapozda oluşabilecek sorunları oldukça azaltmaktadır. Bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Kaynak: Selahattin Dönmez

aci cehre aci cehre fx15 fx15